23 Oca 2008

Rüzgar...

Tek katlı bir evdeyim.Ahşaptan trabzanları olan bir ev..Beyaz fincanımda kahve,omuzlarımda bir şal avluya çıkıyorum.Hemen sağ tarafımda salıncak var,beyaz minderlerin üzerine papatya işlenmiş olanlarından.Üstünde dumanı tüten kahvemi trabzanın üstüne koyup kollarımla kendime sarılıyorum.Hafif rüzgar esiyor,salık saçlarım dağılıyor.Derin bir nefes çekiyorum içime.Tam karşımda bodur ağaçlar,ağaçların arasından ilerleyen patika bir yol, ve yeşille mavinin karıştığı engin bir deniz.Denizin üzerinde tahtadan bir iskele...Yavaş yavaş iniyorum avlunun merdivenlerinden.Bir yudum alıyorum deniz kokusu karışmış kahvemden.Yürüyorum patika yoldan,bir elimle ağaçlar'a dokunuyorum.Yüzümde gecikmiş bir huzurun ifadesiyle.İşte geldim tam karşımda deniz..Tahtadan iskeleye çıkıyorum,yürüdükçe gıcırdıyor.Rüzgar bir denize değiyor bir bana.İskelenin sonundayım,fincanımı yere bırakıp,kollarımı iki yana açıyorum.İçimde ki en kısık sesle rüzgara diyorum ki;yüreğimde ki tüm unutulmuş mutluluklarımın,sevinçlerimin,heyecanlarımın tozunu al...
Ve yeni bir sevinçle uyanıyorum yeni bir sabah'a..

4 yorum:

Ev Perisi dedi ki...

Her sabahı böyle bir uyanışla süsleyebilmektir insanın hayali...
Umutlar tükenmedi müzeyyen sabahlar için...
Muhabbetle...
Samimi ve sıcak bir site emeğinize sağlık...

Meltem :-) dedi ki...

Merhaba,
Ziyaretin ve güzel dileğin için çok teşekkür ederim, bu sayede tanışmış olduk:)
Sevgiler

spider dedi ki...

Çok hoş bir yazı olmuş Ayşe Hanım.
Devamını bekliyoruz.

http://kelebeklisaniyeler.blogcu.com/ dedi ki...

canim bu guzel paylasim için tesekkurler, optum, iyi aksamlar.

Blog Arşivi